
Evet okullar açıldı ben de tam zamanlıdan yarı zamanlı mesaime geçiş yaptım. Çocuklar okula gittiği gibi ben kahvemle masamdayım. Birkaç aydır sayfama yazamıyorum ama günlük yazma rutinim devam ediyor. Yazmadan dengemi bulamıyorum çünkü. Buraya yazamama...

Ben meditasyonlarda ev sembolüyle çalışmayı severim. Her insanın hayalinde kendine ait ev hissini veren bir mekân olsa ne güzel olur. Çok bunaldığında, sıkıştığında, sıkıldığında gözlerini kapatıp o mekâna doğru yola çıkmalı. Yavaş yavaş ulaşmalı. Eksiğini...

Yalnız olduğum anda bile en az iki kişiydik. Çocukluğumun çıkış kavşağında buldum onu. Küçücüktü daha, hep böyle küçük kalsın istedim ama olmadı. Ben küçüldükçe o daha da büyüdü. Arkadaş olalım, birlikte oyun oynayalım dedim, o...

Geçenlerde Efe Elmas’ın dersinde geçmişti Sihirli Düşünme kavramı. Dersin konusu ejderhalardı. Çok güzeldi. Ben genelde ezoterik düşünme der geçerdim ama sihirli düşünme daha eğlenceli geldi. İnsanlar Rasyonel düşünenler ve Sihirli düşünenler olarak iki gruba ayrılabilir....

Ünlü Ayakkabı Tasarımcısı ile Kısa bir Röportaj Aylardır peşinde koştuğum röportajı tamamladım sonunda. Onun ayakkabı mağazasını bir çoğunuz duymuşsunuzdur ama eminim siz de benim gibi kendisini hiç görememişsinizdir. Hala da göremeyeceksiniz ne yazık ki fotoğraf...

Masamın üzerinde boy boy rubik küp, aklımda deli sorular, hafif melankolik bir ruh haliyle aldım kahvemi oturdum masama. Aldım kahvemi dediysem atlamayım orayı, önemli çünkü. Otomatik kahve makinem bozulduğu için eski usül ocak başında yaptım...

Üniversite de okuduğum zamanlardı. Başka şehirdeyim, tek başıma yaşıyorum, şu anda daha net görsem de o zamana göre bir karmaşa içerisindeyim, hayata uyum sağlayamıyorum. Bir taraftan da farkında olmadan, kapı arıyorum. Problemlerden kaçış ya da...

İnsanın özgür iradesi ile sadece kendi istediği bilgiye sahip olması ve buna paralel yarı izole bir yaşam en büyük korunma yöntemlerinden birisi olsa gerek. Geçenlerde babamla konuşurken bana “Evde televizyonun olmaması ne güzel bir şey...

Önümde kapalı bir kapı ve ben eşikte duruyorum. Gözlerim kapalı. Karanlıkta vücudumu hayal etmeye çalışıyorum. Önce varlığımı sonra konumumu. Kendimden dışarı çıkıp uzaktan bakabilmek çok zor. Kapalı gözlerimin önüne aynadaki yansımam geliyor, hemen gönderiyorum. Bunu...

Son zamanlarda 3D kuralı üzerine çok düşünüyorum. İnsanlar yaşam standartlarına göre biraz daha ağır zamanlardan geçerken sağlam durabilmek için bir şeylere tutunurlar. Bu bazen dış kaynaklar olur yani dost, arkadaş, aile veya hobiler vs ama...

Kafatasımın içinde, karanlıkta ve sessiz bir şekilde duran beynim, bana renklerden seslerden, kokulardan oluşan güzel bir dünya tasarlıyor. Bir yandan farkındalığı yüksek bir canlıyım derken diğer taraftan beynimin kurguladığı soyut bir dünyada yaşıyorum. Bilincim nerede?...

Unutmak, sahip olunan en büyük nimet. Dünya üzerindeki varlığım kadar altında da varlığım var. Belki de arkasında kim bilir? Var olmadan önce de varsam neredeydim? Hangi formdaydım? Kaçıncı boyut bilincindeydim? Oraya ait olsaydım buraya gelmezdim....