
Kurgu’nun temel kökeni insanın varlığını anlamlandırma çabasından geliyor. Kendini bildi bileli “Ben kimim? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum?” gibi temel güdüsel soruların cevaplarını arıyor. Asıl keyif aldığı ise arama eyleminin kendisi. Bu yolculukta bulduğu malzemeleri kendince...

Şu düşünceler az sessiz olsa, bu kadar gürültü yapmasalar dinleyeceğim de olmuyor. Başıma ne geldiyse dinlemeyi beceremediğimden geldi. İstemediğimden de değil hani nasıl yapacağımı bilemediğimden. Mesela en çok kafama takılan şeylerden birisi bu dinleme işi...

Gecenin karasına yazıyorum içimde olan bitenin hepsini. Kendimi bildim bileli bir derdim var, havanın rengiyle. “Hayatını gündüze yazacaksın, geceleri satır arası boşluk bırakacaksın.” dedilerse de ben bir türlü beceremedim. Gündüzleri saklanmak için karanlık aradım, geceleri...

Yüzyıllar; sihrini birbirine sembollerle aktarmış. İlk keşifleri anlamda çıkmaza girilen zaman. Ellerindeki kelimelerin, yaşadıklarını açıklamaya yetmediğinde bekledikleri mucize. Hayatta kalabilmek için en önemli şey korunmak. O kadar bilinmezlik içinde dost kim? Düşman kim? Yer ayrı...

Hastalık uykusu bambaşka bir şey. Kesinlikle rutin uyku frekanslarından farklı. Ayıklıkla baygınlık arasında. Bilinç dersen hem var, hem yok. Bir an “Kendimdeyim her şeyin farkındayım!” derken hop rüyadasın. Rüya ki ne rüya. Üzerine hiç kafa...

Bilgi toplama ile öğrenme arasındaki farkı bilen kapıdan geçebiliyor. Toplayıcılık kollektif genlerimizde var. Öyle bir hale geliyor ki eylem amacı aşıyor. Ne topladığının bir önemi kalmıyor. Toplanan bilginin depolanması için harcanan çaba ömürden çalıyor. Zihinsel...

Salınımın verdiği rehavetle yaşayabilmek keyifli olsa gerek. Gittiğin yere geri getiren bir döngü içerisinde olmak. Kaçmanın özgürlüğü ile tutunmanın güvenliğini aynı anda yaşayabilmek. Yalpalamalarla yolu uzatıp git-gel’leri tura çevirmek. Aslında hayatı hep bir ipin ucunda...

Ünlü Ayakkabı Tasarımcısı ile Kısa bir Röportaj Aylardır peşinde koştuğum röportajı tamamladım sonunda. Onun ayakkabı mağazasını bir çoğunuz duymuşsunuzdur ama eminim siz de benim gibi kendisini hiç görememişsinizdir. Hala da göremeyeceksiniz ne yazık ki fotoğraf...

Masamın üzerinde boy boy rubik küp, aklımda deli sorular, hafif melankolik bir ruh haliyle aldım kahvemi oturdum masama. Aldım kahvemi dediysem atlamayım orayı, önemli çünkü. Otomatik kahve makinem bozulduğu için eski usül ocak başında yaptım...

Üniversite de okuduğum zamanlardı. Başka şehirdeyim, tek başıma yaşıyorum, şu anda daha net görsem de o zamana göre bir karmaşa içerisindeyim, hayata uyum sağlayamıyorum. Bir taraftan da farkında olmadan, kapı arıyorum. Problemlerden kaçış ya da...

Son günlerde okuduğum kitaplar, izlediğim filmler nedense beni aynı konuya getiriyor. Ne kadar benimle ilgili onu çözemiyorum ama diğer yandan bilincimin konuları hep aynı yerde birleştirmesinde de mutlaka bir neden olmalı. Gördüğümüz, fark ettiğimiz şeylerden...

İletişim konusu oldum olası ilgimi çekmiştir. İnsanların ilişkilerini ve eylemlerinin olası nedenlerini gözlemlemek bana ilginç geliyor. Yalnızlar ve kalabalıklar… İnsanların çocukluklarından itibaren adım adım etraflarına ördükleri yaşam çemberleri var. Bir süre sonra çemberlerin kesişim kümeleri...