
Yağmur yağarken dikkatli yürümek lazım. Malum toprak ıslandı mı salyangozlar ortalığa dökülürler. Ayağının altında kalan salyangozun kabuk sesi insanın içine geri dönülmezliğe bulanmış bir acı akıtır. Kafanı çevirip bakmak istemezsin ama diğer taraftan merak da...

Yağan yağmura küfretmekle, rahmete şükretmek arasında ince bir anlam farkı var. Kontrol edilemeyen olayları açıklayamayınca, kavrama dönüştürüp anlamlandırma çabasına giriyoruz. Nedenini bilmiyorum, kontrol de edemiyorum o zaman kabul etmenin bir yolunu bulmalıyım. Kabul etmek, onaylamaktan...

Gözler her şeyi piksel boyutunda görünce dünya birdenbire küp haline geliyor. Parmakların gelişmişliği üst üste dizilen küp sayısıyla orantılı. hayatta alınan ilk keyiflerden biri de yüksek blokların yıkılıp etrafa dağılmasıyla ilgili. Çocuklar en masumundan el...

Madem yalanla gerçeği ayırt edemiyoruz o zaman çabanın yönünü değiştirelim. Kendimiz dışında olası gerçeğe ulaşmak yerine, içimizdeki yalanı kendi gerçeğimize çevirelim. Yalnız bunun için önce sağlam bir yalan uydurmak lazım. Zihnimin duvarları o kadar kalınlaşmış...

Havalar serinledi artık sahiller boş. Yılın en sevdiğim zamanı. Deniz ve kum sadece bana ait. Doğru bu havada denize girmek cesaret istiyor ama sonucunda elde ettiğim keyfe değecekse korkunun elinden tutar giderim. Bir şeylerden korkmak...

Geçmişle gelecek arasında bir yerde. Nerede? Şimdi de mi? Değil. Şimdinin yansımasında. Hatta yansımalarında. Asla tek değildir var olan. Yansımalar arasında sıkışmak değişik bir duygudur. Boşluğun içinde hareket edememektir. İnsan sıkışmayı yanlış bilir. Sanır ki...

Sahilde yürürken önüme bir kapı çıktı. Yapısız bir kapıydı. Gözlerimi ovuşturdum tekrar baktım etrafında duvar yok. Kafamı eğdim arkasına baktım sahil devam ediyor. Kendi kendime bir yandan şaşırdım diğer yandan komik geldi. Hiçbir yere açılmayan...

Ünlü Ayakkabı Tasarımcısı ile Kısa bir Röportaj Aylardır peşinde koştuğum röportajı tamamladım sonunda. Onun ayakkabı mağazasını bir çoğunuz duymuşsunuzdur ama eminim siz de benim gibi kendisini hiç görememişsinizdir. Hala da göremeyeceksiniz ne yazık ki fotoğraf...

Masamın üzerinde boy boy rubik küp, aklımda deli sorular, hafif melankolik bir ruh haliyle aldım kahvemi oturdum masama. Aldım kahvemi dediysem atlamayım orayı, önemli çünkü. Otomatik kahve makinem bozulduğu için eski usül ocak başında yaptım...

Üniversite de okuduğum zamanlardı. Başka şehirdeyim, tek başıma yaşıyorum, şu anda daha net görsem de o zamana göre bir karmaşa içerisindeyim, hayata uyum sağlayamıyorum. Bir taraftan da farkında olmadan, kapı arıyorum. Problemlerden kaçış ya da...

Son günlerde okuduğum kitaplar, izlediğim filmler nedense beni aynı konuya getiriyor. Ne kadar benimle ilgili onu çözemiyorum ama diğer yandan bilincimin konuları hep aynı yerde birleştirmesinde de mutlaka bir neden olmalı. Gördüğümüz, fark ettiğimiz şeylerden...

İletişim konusu oldum olası ilgimi çekmiştir. İnsanların ilişkilerini ve eylemlerinin olası nedenlerini gözlemlemek bana ilginç geliyor. Yalnızlar ve kalabalıklar… İnsanların çocukluklarından itibaren adım adım etraflarına ördükleri yaşam çemberleri var. Bir süre sonra çemberlerin kesişim kümeleri...