
Bir süre ara sokaklarda gezindikten sonra, iki katlı eski ahşap bir evin önünde durdular. “Geldik” dedi ablası. Kadın önce ablasına baktı, sonra da karşısında duran eve. Sokaktaki diğer evlere göre eğreti duruyordu. Ablası, zile basarken...

Küçüğü devleştirmek yerine, büyüğün ayrıntısında kaybolmak. Algılanan boyutla verilen değer arasındaki orantı kafa karıştırıcı. Bu karışıklığa teklik çokluk da girince iş içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Sıralama ihtiyacı nereden gelir ki? Yerleşim kaygısından muhtemelen. Kendini...

Kelimelere maruz kalmak. Yokluğuyla boğan varlığıyla kıvrandıran kelimeler. Herkesin elinde, dilinde ayrı şekillenirler. Fakat olay sanıldığı gibi şekillerinde değil kendilerini gerçekleştirdikleri yerde. Yaşamın altındaki halı kelimelerle dokunur. Her ilmek bir var oluştur. Ahenkli düğümler desen...

Yoğun bir iş gününün ardından evine dönerken duyduğu insan çığlıkları ile elleri direksiyonu biraz daha sıkı kavradı. Hız treninde, kayarak inen insanları görünce, dalgınlığını o an fark etti. Sıkışan trafiğin içinde, hissettiği tükenmişlikle eğlenen insanlara...

– Hoş geldiniz, nasılsınız bugün? – İyiyim, teşekkürler. Siz nasılsınız? Bu konuşma yapılırken her zamanki yerlerine oturdular. Kadın, uzun mavi koltuğun ortasına yerleşti. Omuz geride, kafa dik. Ayak ayak üzerine attı ve ellerini kucağında birleştirdi....

Az gittim uz gittim. Derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi geçtim. Vara vara vardım Kaf dağına, doldurdum masalları çuvalıma. Kah hoplaya zıplaya, kah dura soluklana, ulaştım bir samanlığa. Kıvrıldım yattım oracıkta Ben uyurken çuvalım açılmış,...

Başlangıç ve son aynı nokta. Arasındaki mesafe hayat. Tekrardır daireyi tamamlayan. Başladığın yere geri dönmeni sağlayan. Tekrarlanan adımdır, nefestir seni canlı kılan. Sen hep farklının peşinde koşsan da deseninden belli aynılığın. Kalbin, gözün, ayağın bıkmadan...

Yağmur yağarken dikkatli yürümek lazım. Malum toprak ıslandı mı salyangozlar ortalığa dökülürler. Ayağının altında kalan salyangozun kabuk sesi insanın içine geri dönülmezliğe bulanmış bir acı akıtır. Kafanı çevirip bakmak istemezsin ama diğer taraftan merak da...

Yağan yağmura küfretmekle, rahmete şükretmek arasında ince bir anlam farkı var. Kontrol edilemeyen olayları açıklayamayınca, kavrama dönüştürüp anlamlandırma çabasına giriyoruz. Nedenini bilmiyorum, kontrol de edemiyorum o zaman kabul etmenin bir yolunu bulmalıyım. Kabul etmek, onaylamaktan...

Gözler her şeyi piksel boyutunda görünce dünya birdenbire küp haline geliyor. Parmakların gelişmişliği üst üste dizilen küp sayısıyla orantılı. hayatta alınan ilk keyiflerden biri de yüksek blokların yıkılıp etrafa dağılmasıyla ilgili. Çocuklar en masumundan el...

Madem yalanla gerçeği ayırt edemiyoruz o zaman çabanın yönünü değiştirelim. Kendimiz dışında olası gerçeğe ulaşmak yerine, içimizdeki yalanı kendi gerçeğimize çevirelim. Yalnız bunun için önce sağlam bir yalan uydurmak lazım. Zihnimin duvarları o kadar kalınlaşmış...

Havalar serinledi artık sahiller boş. Yılın en sevdiğim zamanı. Deniz ve kum sadece bana ait. Doğru bu havada denize girmek cesaret istiyor ama sonucunda elde ettiğim keyfe değecekse korkunun elinden tutar giderim. Bir şeylerden korkmak...