
Bu pzt-perş yazılarından değil. Daha çok “Sevgili Günlük” yazılarından sayılabilir. Kategorize etmek, bende bir alışkanlık. Zamanında problem çözme tekniğimi geliştirirken...

Bu pzt-perş yazılarından değil. Daha çok “Sevgili Günlük” yazılarından sayılabilir. Kategorize etmek, bende bir alışkanlık. Zamanında problem çözme tekniğimi geliştirirken...

Hayatta kendine alan açabiliyor musun? Son zamanlarda her sayfasında tek bir soru bulunan defter tasarımlarını sıkça duyuyorum. Henüz alıp kullanmadım...

Yıllar sonra istediğim alanı yeniden açabiliyorum galiba. Günlük bloğuma geri dönebilir miyim, denemek istiyorum. Çünkü bu formatta yazmaktan gerçekten keyif...

Yazarın çalışma masası dokuma tezgâhına benzer. Rengârenk kelimeleri düğümleyerek yaşam dokur. Renkleri aynı olsa bile her düğüm ancak deseninde anlam...

İçine kıvrılıp yeşerdiği saksıdan boy vermeye başlayınca etrafını gördü. Gözünün görebildiği kadar bakınıyor ama soğuk duvardan başka bir şey göremiyordu....

Gayret, bir bisikletin zincirindedir. Pedal, zincir ve tekerlekler arasındaki mekanizmayı çözen insan, aslında hayatın işleyişine dair de birkaç şey öğrenmiş...

“Bazen boşluğu anlamak için içinden geçmek gerekir” İnsanın hayatında varmış gibi görünen ama gerçekte çoktan yok olmuş şeyler üzerine düşünüyorum....

İnsanın en temel takıntılarından biri, belki de en kaçınılmazı: anlam arayışı. Kendimi bir labirentte kaybolmuş hissettiğimde, dönüp dolaşıp her daim...

Evrenin kumaşına işlenmiş büyük bir desenin küçük bir motifiyim ben. Evrenin desenini çok merak etsem de bunu görmek mümkün değil....